BASIN AÇIKLAMALARI
Bu yıl ülkemizde Bilimsel Dişhekimliğinin kuruluşunun 110. yılı. 110 yılda mesleğimiz ve toplum ağız diş sağlığı ile ilgili önemli değişimlerin ve kazanımların olduğu bir gerçek. Ancak başka bir gerçek de yıllardır tartışılan sorunlarımızın bir çoğunun bugün halen gündemimizde olması ve önümüzdeki yıllarda da bu sorunların giderek ağırlaşacağıdır.

Bilindiği üzere Ağız ve Diş Hastalıkları en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıp, bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları, büyüme-gelişim geriliği, erken doğum gibi daha birçok sağlık sorununun gelişmesinde, ağız ve diş hastalıklarının rolü kanıtlara dayalı olarak her geçen gün artmaktadır.

Bu sebeple ağız ve diş hastalıkları ortaya çıkmadan koruyucu önlemler, hastalıklar oluştuğunda ise erken teşhis ve tedavilerle sağlık kalitemiz artabilir. Ne acıdır ki ülkemizde dişhekimine gitme sıklığı oransal olarak çok düşüktür. Ancak hastalık ilerlediğinde hekime gidilmektedir. Bu durum ağız ve diş sağlığının yanında genel sağlığı da olumsuz etkilerken, sağlık için ayrılan bütçenin de katlanarak artmasına neden olur.

Gelişen Türkiye’de ağız ve diş hastalıklarının artış hızı gözlerden kaçmamaktadır. Koruyucu hekimlik yerine tedavi edici hizmetler önceliği almıştır.

Bu bağlamda ağız ve diş sağlığı hizmetlerindeki durum ise pekte iç açıcı değildir. Kamuda çalışan hekim sayısı artarken, yeni tesisler kurularak devletin temel görevi olan koruyucu hekimlik yerine döner sermaye gelirlerini artırmaya yönelik tedavi edici uygulamalar yapılmaktadır. Kamuda çalışan hekimler kendilerini mesai sonrasında da çalışmaya iten bir sistemin içinde bulmaktadır. Tabii ki fiziki-manevi şiddet artık normalleştirilmiştir.

Bakanlık koruyucu Dişhekimliği hizmetlerini sadece toplum sağlığı merkezleriyle değil (halk sağlığı hizmetleri birimi, ağız diş sağlığı merkezleri), serbest çalışan hekimlerin de dahil olduğu programlarla sürdürmelidir.

Ülkemizde; gelişmiş ülkelere göre tüm yaş gruplarında yaygın olan diş ve diş eti hastalıklarının dişhekimlerinin sayısının artırılması ile çözümü mümkün olmayacaktır. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine öncelik veren, insan gücü planlamasını ihtiyaç, talep ve nüfus kriterlerine göre belirleyen ulusal sağlık politikaları oluşturulmadan, diş ve dişeti hastalıklarının çağdaş ülkeler seviyesine getirilmesi mümkün değildir. Son 10 yıldır dişhekimliği eğitimi alanında insan gücü planlaması ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde birbiri ardına fakülteler açılmış ve öğrenci kontenjanlarında kaygı verici artışlar yaşanmıştır. 

2002 yılında 19 olan dişhekimliği fakülte sayısı bugün 86'ya çıkmıştır (86 dişhekimliği fakültesinin 63’ünde eğitim verilmektedir. Gelecek yıllarda diğer fakültelerde de eğitim başlayacaktır.). 2005 yılında 960 olan kontenjan 2018’de 63 fakültede 4991 sayısına ulaşmıştır.

Bu durum sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Önlem alınmaz ise önümüzdeki 10 yıl içerisinde işsiz dişhekimleri ve mesleğinin dışında başka alanlarda çalışan dişhekimleri ile karşı karşıya gelinmesi kaçınılmaz olacaktır. 

AB ülkelerindeki dişhekimliği fakültelerinin ve  dişhekimlerinin sayısı ülkemiz verileriyle karşılaştırıldığında büyük bir sorunun yaşanacağı anlaşılacaktır.

Gelişmiş ülkelerde dişhekimine başvuru sıklığı yıllık kişi başı 5, ülkemizde ise 0.9’dur. (ADSM’lerin açılmasından sonra başvuru sıklığının bir olduğu tahmin edilmektedir.) Avrupa Birliği ülkelerinde dişhekimi başına düşen kişi sayısı ortalama 1500 dür. Türkiye’de ise bu sayı 2300 civarındadır. Dişhekimine gitme sıklığına bakıldığında bu koşullarda dişhekimine ihtiyacımızın olmadığı görülecektir. Kişinin sağlık hizmetlerini kullanmasında eğitim, sağlık bilinci, sağlık hizmetlerine ulaşılabilirlik gibi etmenlerin yanısıra ülkelerin kişi başı gayrı safi milli hasılaları da belirleyicidir. 

AB ülkeleri ile Türkiye’nin GSMH ve dişhekimine gitme sıklığını karşılaştırdığımızda; insan gücü planlaması konusunda yetkililerin kamu kaynaklarını israf ettikleri görülecektir. Dişhekimliği fakültelerinin ve fakülte kontenjanlarının artışı genç dişhekimlerinin mesleklerini yapamamalarına ya da mesleklerinin dışında başka işler yapmak zorunda kalmalarına neden olacaktır.

Tüm bu sorunlar karşısında Meslek Örgütlerinin önerileri değerlendirilmeli ve yok sayılmamalıdır. 

22 Kasım “Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası” tüm meslektaşlarımıza ve halkımıza kutlu olsun.