POLİKLİNİKLERDE ÇALIŞAN DİŞHEKİMLERİ HAKKINDA HUKUKİ GÖRÜŞÜMÜZ

Sevgili Meslektaşlarım,

Bir süredir meslektaşlarımızdan İl Sağlık Müdürlüklerinin “polikliniklerde çalışan tüm dişhekimlerinin şirket ortağı olması” zorunluluğunu sorguladıkları şikayetleri tarafımıza ulaştırılmaktadır. Yaptığımız görüşmeler sonrası Sağlık Bakanlığı’nın İl Sağlık Müdürlüklerine böyle bir görüş bildirdiğini öğrendik. Bu durumun yasal alt yapısını incelemesini istediğimiz hukuk danışmanlarımız bunun hukuki olmadığı görüşlerini sundular. Poliklinikler ortakları dişhekimi olan şirketlerce tabii ki açılabilirler. Ancak her poliklinik çalışanı dişhekiminin ortak olması gibi bir zorunluluk olmadığı ortadadır.

Hazırladığımız görüş dilekçemizi İl Sağlık Müdürlüğüne bugün itibariyle resmi olarak gönderdik. Gelen cevaba göre gereken yasal süreci takip edeceğimizi bildirirken sizlerin de bu dilekçemizin içeriğini öğrenmeniz için aşağıda metni ilginize sunuyorum.

Sevgili Arkadaşlarım,

Hepinize sağlıklı bir yaşam ve mutluluklar diliyorum.

A R İlker Cebeci
Ankara Dişhekimleri Odası Başkanı

Poliklinik Açan Tabip/Ortak Tabip Dışında Polikliniklerde Hekim Çalışmasına İlişkin Hukuksal Görüşümüz

Bu işlemler polikliniklerin hekimlerin mesleğini serbest icra ettiği, özel hastalarını muayene ve tedavi ettikleri yerler olduğu, bu nedenle birer müşterek muayene olarak değerlendirildiği, Tıbbi Deontoloji Tüzüğü uyarınca tabip ve diştabibinin, muayenehanede kendi namına diğer bir meslektaşı çalıştıramayacağı gerekçesi ile açıklanmaktadır.

Poliklinik açan tabip/ortak tabip dışında polikliniklerde hekim çalışmasını kısıtlayan bir hukuk normu bulunmamakta, İl Sağlık Müdürlüğü hatalı bir yoruma dayanarak işlem tesis etmektedir.

Nitekim 27.5.2012 tarihli ve 28305 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile Yönetmeliğin Ek 1. maddesinin çeşitli fıkralarındaki kimi ibareler değiştirilmiş, “poliklinikler” bu düzenlemelerin dışına çıkarılmıştır.

Bu düzenlemelere göre diğer sağlık kuruluşlarından farklı olarak hekimlerin polikliniklerde kadro dışı çalışmaları yasaklanmıştır. Bu düzenlemelerin iptali istemi ile Türk Tabipleri Birliği tarafından yürütmenin durdurulması istemi ile iptal davası açılmış, 9.5.2013 günü Danıştay 15.Dairesi yürütmeyi durdurma istemini görüşmüştür.

Daire Yönetmeliğin 8/2. Maddesinde sadece o poliklinik bünyesinde meslek icra etmek şartıyla poliklinik açılabileceğine ilişkin hükmün hizmetin niteliği dikkate alınarak poliklinik açan tabipler/ortak tabipler için getirildiği ve bunlar açısından hüküm doğuracağı, en az iki tabip tarafından açılabilen polikliniklerde poliklinik açan tabip/ortak tabip dışında çalışan tabiplerin ise 1219 Sayılı Kanunun 12. Maddesindeki sınırlamalara bağlı kalmak şartıyla polikliniklerde kadro dışı geçici çalışabilecekleri sonucunda varmıştır.

Bu anlamı ile Daire poliklinik açan tabip/ortak tabip dışında poliklinikte hekim çalışmasını hukuka uygun bulmuş, Kanun’da olmayan bir sınırlamanın Yönetmelik’le getirilemeyeceğini belirtmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü’nün işlemi bu nedenle yargı kararına aykırı olup yürürlükteki bir kurala da dayanmamaktadır. Kararın Sağlık Bakanlığı’na Eylül 2013 tarihinde tebliğ edildiği, oldukça güncel olduğu dikkate alındığından yargı kararının gereklerini ve gerekçesini içeren bir dilekçe ile İl Sağlık Müdürlüğü’nü bilgilendirmenin hatalı uygulamalara son vereceği düşünülmektedir.

Diğer yandan yargı kararı bulunmasaydı da idarenin işlemi hukuka aykırı olacaktır. Anayasa’nın ‘Çalışma Hakkı Ve Ödevi’ başlıklı 49. maddesinde devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek gibi ödevleri olduğu belirtilmiştir. Devlete yüklenen bu ödevler aynı zamanda çalışma hakkının temel sosyal ve ekonomik haklardan oluşu ve devletin bu hakkı sağlamada pozitif yükümlülük taşımasının sonucudur. Devletin aynı zamanda çalışma hak ve hürriyetini zedeleyen tasarruflardan kaçınmak gibi negatif bir yükümlülüğü de bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına göre devletin çalışma hürriyetini sınırlayan tasarruflarda bulunabilmesi için üstün kamu yararını koruma amacı taşıması ve sınırlama ile hedeflenen sonucun başka hiçbir tedbirle sağlanamaz olması şarttır.

Sağlık Bakanlığı’nın özel sağlık kuruluşlarının faaliyet esaslarına dair düzenlemelerinin, sağlık hakkının temini ve üstün kamu yararı amacıyla yapılması gerekmekte olup, bu amacı aşan düzenlemelerin çalışma hürriyetini zedeleyen bir hale bürüneceği açıktır.

Poliklinik açan tabip/ortak tabip dışında polikliniklerde hekim çalışmasının yasaklanması temel hak ve özgürlüklerin idari işlemle kısıtlanamayacağı, idarenin kanun koyucunun yerine geçemeyeceği şeklindeki bilinen ana ilkeleri ihlal etmektedir.

Nitekim Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte 2011 Nisan’ında yapılan değişiklikle kadro dışı geçici çalışma bir tıp merkezi veya özel hastanede kadrolu çalışma şartına bağlanmış ve kadrolu çalıştıkları bu yer dışında "en fazla iki" özel sağlık kuruluşunda daha kadro dışı geçici olarak çalışabilecekleri düzenlenmiştir. Düzenlemenin iptali için açılan davada Danıştay 10.Dairesi E.2011/7101 sayılı dosyada “1219 Sayılı Kanundaki sınırlamalara bağlı kalmak suretiyle bir veya birden fazla özel sağlık kuruluşunda sadece kısmi zamanlı çalışabileceği açık” denilerek düzenleme hukuka aykırı bulunmuştur. Kararda özel sağlık kuruluşu ifadesi kullanılarak poliklinikler dışarıda bırakılmamış, çalışma özgürlüğünün sınırının aşıldığı vurgulanmıştır. İşlemin bu nedenle de hukuka uygun olmadığı düşünülmektedir.

Üçüncü olarak poliklinikler hekim ve hekim emeğine dayalı açılan sağlık kuruluşları olup, müşterek muayenehane niteliğindedir. Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan sağlık kuruluşları merkez, poliklinik, müşterek muayenehane ve muayenehane olarak sayılmıştır. Yönetmeliğe göre poliklinik, birden fazla dişhekiminin müştereken açtıkları ve en az iki diş ünitinin bulunduğu ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan sağlık kuruluşudur. 1960 yılında yayımlanan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’ndeki tabip ve diştabibinin, muayenehanede kendi namına diğer bir meslektaşı çalıştıramayacağı düzenlemesi ise amaçsal ve tarihsel yorum yöntemi ile ele alınıp değerlendirilmelidir. Düzenlemenin amacı dişhekimleri arasında işveren-bağımlı ilişkisinin kurulmasının önlenmesi, mesleki bağımsızlığın bu şekilde de korunması, dişhekimlerinin kendi emekleri sonucunda emeklerinin karşılığını alarak hayatlarını sürdürmesi, meslektaşların kendi aralarında iyi meslektaşlık ilişkilerini sağlamaları, mesleki faaliyetlerini kendileri ve toplum yararına böylece yapabilmeleridir. Sıralanan bu amaçların halen korunması gerektiği muhakkaktır. Bununla birlikte bugüne kadar sağlık hizmetlerinin özel sağlık kuruluşlarından satın alınması yöntemlerinin tercih edilmesi nedeniyle sağlık alanında özel sektör hızla büyümüş, birçok yere poliklinik, tıp merkezi, özel hastane açılmış ve de anılan sağlık kuruluşlarının açılışı konusundaki standartları oldukça asgari düzeyde belirleyen düzenlemeler yürürlüğe konulmuştur. Bunun sonucu olarak serbest meslek icrası azalırken, ücretli çalışma belirgin hale gelmiştir. Nitekim son yıllarda idare standartların değişimi adı altında hekim ve de hekim ortaklığına dayalı sağlık kurumlarının önemli bir kısmının ortadan kaldırılmasına, hekimlerin bireysel olarak bağımsız mesleki faaliyetine son verilmesine yol açacak düzenlemeleri tesis etmektedir. Öyle ki 11.7.2013 tarihli Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6.maddesi ile %49 hissesi özel sektöre ait olan ticari işletmelerin özel tıp merkezi ortağı olabileceği düzenlenmiştir.

Bu anlamı ile idarenin poliklinik açan tabip/ortak tabip dışında polikliniklerde hekim çalışmasını kısıtlaması bir sosyal politikanın ürünü değildir. İdare hekimlerin büyük sermaye sahiplerinin yanında ücretli çalışması için Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’ndeki tabip ve diştabibinin, muayenehanede kendi namına diğer bir meslektaşı çalıştıramayacağı düzenlemesini amacından kopararak uygulamaktadır. İdarenin işlemi polikliniklerde uzun yıllardır çalışan hekimlerin işten ayrılmak durumunda kalmasına, diğer özel sağlık kuruluşlarında işe başlamak için planlamaya uymak zorunda kalmalarına, işsizlik olgusu ile yüz yüze bırakılmalarına, aslında olmayan ortaklıkların kurulması gibi sonuçlara yol açacaktır. Hekimlerin kendi emekleri sonucunda emeklerinin karşılığını alarak hayatlarını sürdürmesi gereğinden hareketle düzenlenen muayenehanede kendi namına diğer bir meslektaşı çalıştıramayacağı ifadesinin poliklinik açan tabip/ortak tabip dışında polikliniklerde hekim çalışmasının yasaklanması için bu nedenle de kullanılmayacağı düşünülmektedir.