DİŞHEKİMLERİNİN BİRDEN FAZLA İŞTE ÇALIŞMASI HAKKINDA

Sevgili Meslektaşlarım,

Odamızın yönetim kurulları geçmiş dönemlerde verdikleri kararlarla bir süre dişhekimlerinin birden fazla yerde çalışmalarına 3224 Sayılı Kanunun 42. maddesinden aldıkları yetki ile izin vermişlerdir. 14.dönem yönetim kurulu olarak göreve geldiğimiz dönemde henüz bu konudaki bilimsel ve hukuksal verilerin desteğiyle bu konuda kendi fikrimizi oluşturacak çalışmalarımızı tamamlamadığımız dönemde bu konuda yapılan 4 başvuruya yönetim kurulumuz da onay vermişti. Ancak aşağıda yönetim kurulumuzun mesleki ve sosyal politikaları ile hukuk danışmanlarımızın yasal alt yapıyı incelemeleri sonucu oluşan görüşler doğrultusunda koşullar farklı bir durum yaratmadıkça artık serbest çalışan dişhekimlerinin birden fazla yerde çalışmasına izin verilmeyecektir. Çünkü odamıza kayıtlı dişhekimlerinin sayısı, verilen hizmetin gerekleri, bütün dişhekimlerinin edinebildikleri bir işte çalışma hakkının korunabilmesi kapsamında Odamızın bir işi olan hekimlerin ikinci bir işte çalışma taleplerine onay verme koşulları ortadan kalkmış bulunmaktadır. Ayrıca Ankara’da kamunun Türkiye’de tüm şehirlerden fazla dişhekimi istihdamı ve kişi başına düşen dişhekimi sayısı ile hastaların açısından bakıldığında da sağlık hizmetine ulaşamama gibi bir sorunun oluşmadığı ortadadır.

Sevgili Arkadaşlarım,

Aldığımız tüm kararlarda olduğu gibi durumu tüm açıklığı ile ifade etmek adına sizlerin okuyabilmesi için bu konudaki çalışmamızı aşağıda size sunuyorum. Sağlıkla kalın.

A R İlker Cebeci
Ankara Dişhekimleri Odası Başkanı

DİŞHEKİMLİĞİ’NDE BİRDEN FAZLA İŞTE ÇALIŞMA

Dişhekimliği, tarihçesi oldukça eskiye giden “profesyonel” mesleklerden biridir. Yemin etme gibi bir kökene sahip bulunan “profesyonel” kelimesi günümüzde “yeteri kadar nitelikli olma” anlamını kazanmıştır. Bu tanım, mesleği düzenli ve en az hata ile yapan, bu alanda yetkinleşen kişileri ifade etmektedir. Bir mesleğin profesyonelleşmesi ise hukuken kabaca bu mesleği yapma yetkisinin tekel olarak yalnızca bazı kişilere tanınması anlamına gelmektedir.

Yapılan işle ilgili olarak toplumsal yararının gözetilmesi, mesleki istismara karşı denetim fonksiyonlarının, standart bir eğitim sisteminin oluşturulması profesyonelleşmenin unsurlarıdır. Dişhekimliği profesyonel bir meslek haline gelirken; bu unsurların gereği olarak Türk Dişhekimleri Birliği ve ona bağlı olarak dişhekimleri odaları toplumun yararı, mesleki menfaatlerin gözetilmesi, mesleğin yürütümünü ve meslek üyelerinin meslek etiği kurallarına uyumunu denetleme işlevleri yüklenerek 3224 sayılı Yasa ile kurulmuştur.

Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak 1980’lere kadar dişhekimliği hizmeti ağırlıkla olarak kendi adlarına bağımsız çalışan dişhekimleri tarafından verilmiştir. Süreçte Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ağız Diş Sağlığı Merkezleri başta olmak üzere kamu ve özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalıştırılan dişhekimi sayısında çok ciddi bir artış olmuştur. Ayrıca nüfus başına düşen dişhekimi sayısı da önemli ölçüde artmıştır. Giderek dişhekimi yetersizliği değil ‘işsizlik” olgusu ile karşı karşıya kalınmaktadır.

Dişhekimlerinin bir ya da birden fazla yerde çalışabilmesi, çalışma hakkı, sağlık hakkı ve dişhekimliği mesleğine ilişkin normlar ışığında değerlendirilmesi gereken bir olgudur.

Anayasada Çalışma Hürriyeti ve Çalışma Hakkı başlığını taşıyan iki temel hüküm vardır. Bunlardan ilki "Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti" başlıklı 48. maddesidir. Maddeye göre "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir." Bu hükümle girişim ve ticari faaliyet serbestîsi düzenlemiş bulunmaktadır. Nitekim madde gerekçesinde de, "Hürriyet temeline dayalı bir toplumda irade serbestliği çerçevesinde ferdin sözleşme yapma, meslek seçme ve çalışma hürriyetlerinin garanti olunması tabiidir." denilmektedir.

Çalışma hakkına ilişkin diğer hüküm ise Anayasa’nın ‘Çalışma Hakkı Ve Ödevi’ başlıklı 49. maddesidir. Bu maddede ise “çalışma” çalışanlar için bir “hak” olarak tanınmış, devletin de çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek gibi “ödevleri” olduğu belirtilmiştir.

Anayasal ilke olarak konan çalışma hakkı, herkesin çalışma ve bir işi elde etmeye hakkı olduğunu ifade eder. Bu hakkın diğer hak ve özgürlüklerden ayrılan önemli bir özelliği, hakkın kullanımının, hak öznesinin dışında oluşan etmenlere bağlı oluşudur. Nitekim kişi bu özgürlüğünden ancak “iş ve çalışma olanağı mevcutsa” yararlanabilir1. Bu şu anlama gelmektedir, “çalışma hakkı, nasıl olursa olsun bir işe sahip olmakla sınırlı değildir. Çalışma ortam ve koşulları bu hakkı tamamlar.”2

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 23/1. maddesi uyarınca “Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, âdil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.” Başka bir uluslararası düzenleme ise Avrupa Sosyal Şartı’dır.3 Şart’ın BÖLÜM 1/1. maddesine göre “Herkes, özgürce edinebildiği bir işle yaşamını sağlama fırsatına sahiptir.”

Şart’ın Bölüm II 1.Maddesi “Çalışma hakkı” başlığı taşımaktadır. Bu maddeye göre “Âkit Taraflar çalışma hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla; 2- Çalışanların özgürce edindikleri bir işle yaşamlarını sağlama haklarını etkili bir biçimde korumayı” taahhüt etmiştir.

Başka bir düzenleme “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’dir. 4 Sözleşme’nin BÖLÜM III Madde 6. maddesine göre;

“1. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin serbestçe seçtiği ya da kabul ettiği bir işte çalışarak hayatını kazanma fırsatı veren çalışma hakkını tanırlar ve bu hakkın korunması için gerekli tedbirleri alırlar.

2. Bu Sözleşme’ye Taraf bir Devletin, bu hakkı tam olarak gerçekleştirmek için alacağı tedbirler, teknik ve mesleki rehberlik ile eğitim programlarını, bireyin temel ekonomik ve siyasal özgürlüklerini koruyan şartlar altında, düzenli şekilde ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi ile tam ve üretken istihdamını sağlamaya yönelik politika ve teknikleri içermelidir.”

Komite’nin Çalışma Hakkı’na dair 18 No’lu Genel Yorumu’na göre “... Taraf Devletlerin çalışma hakkına ve mesleki eğitime eşit erişimi güvence altına alan hukuki düzenlemeler kabul etme ve gerekli diğer tedbirleri alma ve özelleştirme tedbirleri alırken çalışanların haklarını göz ardı etmeme yükümlülüğünü içermektedir. İş piyasalarının esnekliğini artırmak için alınan tedbirler iş istikrarını ortadan kaldırmamalı ve çalışanın sosyal korumasını azaltmamalıdır.” 5

Aktarılan düzenlemelerde çalışma hakkının hayata geçirilebilmesi için insanların özgürce edinebileceği bir işte çalışabilmesi yanında toplumdaki bütün çalışanlar yönünden tam istihdamın sağlanması, bunun için gerekli tedbirlerin alınması da çalışma hakkı kapsamında devletin yükümlülükleri içinde yer almaktadır.

Dişhekimliği mesleği yönünden bir işte çalışma hakkı değerlendirilirken dikkate alınması gereken bir unsur daha vardır. O da mesleğin kişilerin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ile yakından bağlantılı olan sağlık hizmeti ile olan ilişkisidir.

Anayasanın 17. Maddesi uyarınca kişilerin maddi ve manevi geliştirme hakkı temel haklardandır. Tıbbi zorunluluklar da dâhil olmak üzere kişilerin vücut bütünlüğüne dokunulması ancak kanunda öngörülen hallerde olanaklıdır. Sağlık hakkı kapsamında sağlık hizmetlerinin verilmesini sağlamak, düzenlemek Anayasa’nın 56. maddesine göre Devletin ödevidir.

Değinilen normlar ışığında sağlık hizmetinin kimler tarafından ve hangi koşullarda verileceği kanunlarla düzenlenmiştir. Kamu kuruluşları dışında yatırılarak hasta tedavisi yapılacak yataklı tedavi kuruluşlarının açılış ve çalışma koşulları 2419 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu ve bağlı Tüzük, Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Ayakta tanı ve tedavi hizmeti verilmesine, dişhekimliği dahil Sağlık meslek mensuplarının eğitimine, mesleki yetkilerine, mesleği icra koşullarına ise 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da yer verilmiştir.

1219 Sayılı Yasanın 29 Maddesi ile 30. maddelerinde dişhekiminin görev ve yetki alanı ile eğitimine ilişkin kurallar belirtilmiştir. 43. Maddesinde ise “Bir diştabibi veya dişçinin müteaddit yerlerde muayenehane açarak icrayı sanat etmesi memnudur” denilerek mesleği icra koşuluna yer verilmiştir. Bu düzenleme ile paralel bir şekilde bir başka mesleği icra koşulu ise 3224 sayılı Tür Dişhekimleri Birliği Yasasının 42. Maddesinde yer almaktadır. Maddede “Özel kurum ve işyerinde görevli dişhekimlerinin bu görevlerini başka bir yerde de yapmaları, kayıtlı bulundukları Oda Yönetim Kurulunca kabul edilmedikçe her ne suretle olursa olsun, diğer bir kurum veya işyerinin dişhekimliği görevini alamazlar.

Oda Yönetim Kurulları, ikinci görev konusunda başvuruları iş hacmi, ikinci görevlerin dişhekimleri arasında adil şekilde dağıtılması, hizmetin iyi yapılması ve benzeri hususları da göz önünde bulundurarak inceler ve gerekçeli olarak karara bağlar.” düzenlemesi ile çalışma hakkı ve sağlık hakkı kapsamında çalışma koşulu belirlenmiştir.

Sağlık Bakanlığı, 1219 Sayılı Yasa ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu hükümlerinden yola çıkarak; ayakta tanı ve tedavi hizmeti veren ağız diş sağlığı kuruluşları ruhsatlandırma, izin verme işlemlerini “Ağız Ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik”te düzenlenmiştir. Yönetmelikte dişhekimlerinin çalışma koşulları ile ilgili 31. Maddesinde dişhekimlerinin sağlık kuruluşlarını uygunluk belgesi almadan faaliyete geçiremeyeceği, bu kuruluşlarda, özel kanunlarına göre serbest meslek icra etmek yetkisi bulunan dişhekimlerinin çalışabileceği veya çalıştırılabileceği, 3224 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi hükümleri saklı kalmak üzere sağlık kuruluşlarında çalışan dişhekimi ve diğer sağlık personelinin bu Yönetmelik kapsamındaki başka bir sağlık kuruluşunda çalışamayacağı ve çalıştırılamayacağı, kuruluş bir şirket ise, şirketin faaliyetine giren diğer işlerin sağlık kuruluşunda yapılamayacağı, aynı il hudutları içinde aynı isimle birden fazla sağlık kuruluşu bulunamayacağı düzenlenmiştir.

Tüm bu hükümlerle bağlantılı olarak 3224 sayılı Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliğinde ise “Aynı ilde veya farklı illerde birden fazla özel sağlık kuruluşu açmak, birden fazla özel sağlık kuruluşunda çalışmak, başka bir özel sağlık kuruluşunda çalışan dişhekimini çalıştırmak” ceza gerektiren fiiller arasında gösterilmiştir.

Burada yalnızca çalışma hakkı ve sağlık hakkı ile bağlantılı başlıca kurallara değinilmiştir. Esasen dişhekimlerinin verdikleri sağlık hizmetlerinin niteliğinden kaynaklanan süreklilik, tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek komplikasyonlar dâhil her türlü acil sağlık hizmeti ile ilgili olarak ulaşılır olma, hastaların seçtikleri hekimden sağlık hizmetini alma gibi haklar da çalışma hakkının çerçevesini belirleyen toplumsal gereklilikler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Başta belirtilen çalışma hakkının toplumsal boyutu yani bütün insanların çalışma haklarının korunabilmesi de sadece bir ahlaki ilke olmaktan çoktan çıkmış bir insan hakkı olarak uluslararası normlarda ve iç hukukumuzda yerini almıştır.

Odamıza kayıtlı dişhekimlerinin sayısı, verilen hizmetin gerekleri, bütün dişhekimlerinin edinebildikleri bir işte çalışma hakkının korunabilmesi kapsamında Odamızın bir işi olan hekimlerin ikinci bir işte çalışma taleplerine onay verme koşulları ortadan kalkmış bulunmaktadır.

-------------------------------------

1 Anayasa’da Sosyal Haklar: Alanı Ve Sınırları, İbrahim Ö. Kaboğlu, Sosyal Haklar Ulusal Sempozyumu, 2009, s.45.

2 İbrahim Ö. Kaboğlu, a.g.e., s.46

3 Türkiye, adil çalışma koşulları, iş güvenliği ve işçi sağlığı, adil ücret, sendika, toplu pazarlık ve kadın işçilerin korunması hakların korunmasına ilişkin maddelere çekince koymuştur.

4 International Covenant on Economic, Social and Cultural Rights: ICESCR 11 Ağustos 2003 tarihli ve 25196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Türkiye’nin Sözleşme’ye ilişkin çekincesi ve beyanları bulunmaktadır.

5 United Nations Committee on Economic, Social and Cultural Rights, General Comment No. 18: The Right to Work metninin orijinali için bkz. http://www.unhchr.ch/tbs/doc. nsf/(Symbol)/E.C.12.GC.18.En