HABERLER
"KADINA VE SAĞLIKÇIYA YÖNELİK ŞİDDET SONA ERSİN" BASIN AÇIKLAMASI HK.
24/11/2015

Samsun’da görev yapan Dr. Aynur Dağdemir’in birlikte çalıştığı kadın sağlık çalışanına yönelik şiddeti önlemeye çalışırken vahşice öldürülmesini, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini protesto etmek amacıyla Odamızın da içinde bulunduğu sağlık meslek örgütleri ve kadın örgütleri ile birlikte 24 Kasım günü bir basın açıklaması düzenlendi. İbn-i Sina Hastanesi bahçesinde bir araya gelen örgüt üye ve temsilcileri kadına ve sağlıkçıya yönelik şiddet sona Ersin diye haykırdı.

ATO Başkanı Dr. Çetin Atasoy sağlıkta dönüşüm programını eleştirerek “Bu program yüzünden güvenliğimiz tehlikeye girdi. Bakanlık tarafından alınan hiçbir önlem şiddeti önlemeye yetmedi fakat bu durum, sistemin doğal bir sonucu; yüzlerce hastanın başvurduğu poliklinikler düşünülünce bu ortamın kendisi şiddete davetiye çıkarıyor” diye konuştu.

Basın açıklamasını okuyan ATO Genel Sekreteri Dr. Ebru Basa, Dr. Aynur Dağdemir’in öldürülmesinin yalnızca bir kadın cinayeti olarak değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını; cinayetin Dr.Aynur Dağdemir hastanede, görevi başında olduğu sırada işlenmiş olması nedeniyle, hekim-hasta ilişkisine ve hekimlik uygulamasına bağlı olmasa dahi olayın bir “hekime yönelik şiddet- hekim cinayeti” olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

Basın açıklaması “Sağlıkta dönüşüm hekime ölüm!” sloganlarıyla sona erdi.

Kadına ve Sağlıkçıya Yönelik Şiddet Sona Ersin!

Dr. Kamil Furtun bundan beş buçuk ay önce Samsun’da, çalıştığı hastanede öldürülmüştü. Bizler, Dr. Kamil Furtun cinayetinin 24 Kasım 2015 Salı günü Samsun’da yapılacak duruşmasını bekliyorduk.

19 Kasım 2015 Perşembe günü, Samsun’da özel bir hastanede kadın doğum uzmanı olarak çalışan meslektaşımız Dr. Aynur Dağdemir, sekreterinin eski eşi tarafından bıçaklanarak canice öldürüldü ne yazık ki. Meslektaşımız kadına yönelen bu şiddete karşı duyarsız kalmamış, başka bir kadını erkek şiddetinden korumak istemişti. Dr Aynur’un hayattan, çocuklarından, ailesinden, mesleğinden bir katil tarafından koparılması bizi fazlasıyla üzmüş, yaralamıştır. Öncelikle acılı ailesine, çalışma arkadaşlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.

Kuşkusuz olay öncelikle kadına yönelik bir şiddet vakası olarak tanımlanmalı ve “kadın cinayetleri” kapsamında ele alınmalıdır. Kadına yönelik ayrımcılığı ve şiddeti yaşamın olağan akışına uygun gören, cinayete tahriki ve faillerine haksız ceza indirimini gelenekselleştiren, kadını sosyal yaşamdan koparıp eve kapatmayı politika sayan bu egemen ataerkil anlayış coğrafyamızın kadınları için yaşamı cehenneme çevirmiş durumdadır. Ancak söz konusu olayın yalnızca bir kadın cinayeti olarak değerlendirilmesi yeterli olmayacaktır; cinayetin hastanede, meslektaşımızın görevi başında olduğu sırada işlenmiş olması, hekim-hasta ilişkisine ve hekimlik uygulamasına bağlı olmasa bile olayın bir “hekime yönelik şiddet hekim cinayeti ” olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmamaktadır.

Öte yandan son yıllarda giderek artan ve büyük ölçüde sağlıkta dönüşüm projesinin yarattığı açmazlar nedeniyle öldürmeyle sonuçlanan hekime yönelik şiddet olgularında saldırganların hep erkek olması bir rastlantı olmasa gerektir. Sonuçta elinde bıçağıyla hiçbir engele takılmaksızın hastanede sekreter olarak çalışan eski eşini tehdit etmeye gelen saldırgan, kendisiyle görüşmek istemeyen eski eşin yanında bulunan kadın hekimi kalbinden bıçaklayarak öldürebilmektedir. Burada sağlık hizmetinin verildiği hastanelerin güvenliğinin neden bu kadar zayıf olduğu sorgulanmalıdır. Son birkaç yıl içinde kaybettiğimiz meslektaşlarımız Ersin Aslan, Kamil Furtun da katiller önceden bilindiği ve tehditlerden haberdar olunduğu halde önlem alınmadığı için hastane ortamında öldürülmüştür. Sağlık Bakanlığı çalışanlarını neden koruyamamıştır.

Ve eğer bir kadın hekim hangi nedenle olursa olsun görevi başında iken öldürüldü ise aynı anda bir değil iki cinayet işlenmiş demektir; çünkü kadınlar ve hekimler insanı doğurmak, besleyip- büyütmek, hastalığını iyileştirerek yaşamını sürdürmesini sağlamak ve ölümü geciktirmek gibi işlevleri nedeniyle temel olarak ölümden değil yaşamdan yana tutum alırlar.

25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddete Karşı Direniş ve Dayanışma Günü arifesinde yaşanan bu olay, Dr. Aynur Dağdemir’in asıl hedef olmaması, ancak aynı ekip içinde çalışan sekreteri ile geleneksel rolü ve iyi hekimlik değerleri gereği koruma ve sorun çözme amacıyla orada bulunması nedeniyle hedef haline getirilmesi kadınların dayanışma içinde olmasına bile tahammül gösterilemediğini ortaya koymaktadır.

Tüm bu olanlara itirazımız var, tepkiliyiz, ses çıkarıyoruz.

Dr. Aynur Dağdemir’in öldürülmesini, kadına ve sağlıkçıya yönelik şiddeti protesto etmek için 23 Kasım 2015 Pazartesi günü yakalarımıza Dr. Aynur Dağdemir’in fotoğrafını ve siyah kurdeleler takacağız.

24 Kasım 2015 Salı günü ise bütün kadın ve sağlık örgütleri olarak Türkiye çapında etkinlik düzenleyeceğiz. Sabah saat 08.30’da hastanelerin, sağlık kuruluşlarının bahçelerinde toplanıp Dr. Aynur Dağdemir için saygı duruşunda bulunacağız, basın açıklamaları ve yürüyüşler gerçekleştireceğiz.

Öğlen saatlerinde ise illerde belirleyeceğimiz toplanma noktalarından “KADINA VE SAĞLIKÇIYA YÖNELİK ŞİDDET SONA ERSİN!” pankartlarıyla yola çıkarak sağlık müdürlüklerine yürüyüp siyah çelenk bırakacağız.

Kamuoyuna duyururuz.

Kamuoyuna duyururuz.

  • Türk Tabipleri Birliği
  • Türk Dişhekimleri Birliği
  • Türk Eczacıları Birliği
  • Devrimci Sağlık-İş
  • Türk Hemşireler Derneği
  • Türk Ebeler Derneği
  • Türk Psikologlar Derneği
  • Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği
  • Tüm Radyoloji Teknikerleri ve Teknisyenleri Derneği
  • Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
  • Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Diğer Haberler